ana sayfa > Genel > Inception 2010

Inception 2010

Çarşamba, 25 Ağu 2010 yorum ekle yorumlara git

Geçen hafta eşim Ceren ‘ le beraber filmi izledim. Matrix gibi bence, gelmiş geçmiş en iyi bilim-kurgu filmiyle kıyaslanmasını biraz yadırgadım açıkçası. Tamam güzel film; özellikle senarist Christopher Nolan fantastik sayılacak konuları işliyor. Ama ilk 10 uma giremez.. :) Spoiler : Gökhan ve Fatma’ nın şiddetli tavsiyesi üzerine filmi dikkatli sayılabilecek bir şekilde izledim. (Tabi salonun 10 derece oluşu ve oruçun kafama vurmasını saymazsak.) Sonunda tartarak anladığım şu: Kimse uyanamıyor, herkes boşa düşüyor. Tabi izleyip yorum yapan arkadaşlar 2 hatta 3 izlemede kafamızda şekillendi diyorlar, internette de yorumlar bu yönde. Aslında 3-5 izlemede sürekli yeni bir şeyleri bir filmde dikkat etmek , tarafımca sevdiğim bir şey. Neyse, dvd si çıksın bol bol izlerim :) Ama şunu tekrar söylemeliyim, film yoruma açık ve nereye çekersen oraya gidiyor. Spoiler : Filmin sonunda cast bölümünde dönenen zımbırtının siyah ekranda düşüş sesi geliyormuş. Bir alıntıyı sizlerle paylaşmak isterim çok ilginç, nereye çekersen oraya yorumumu destekleyebilir.

(improbability, 18.08.2010 11:37 ~ 11:51)

teorilerin içinde en akla yatkın olanı filmin tamamının cobb un rüyası olması hatta tamamının onu – karısının başına gelen her ne ise – suçluluk duygusundan kurtarmak üzere cobb üzerinde inception yapılması. fischer falan hikaye yani. nolan’ın dehası da tam burada ortaya çıkıyor. tıpkı kendi rüyalarımızda olduğu gibi birçok saçma şeyi çok mantıklıymış gibi izliyoruz.
mesela olayların nerede ve hangi tarihte geçtiği bilinmiyor. filmin başında cobb mimar kıza bulunduğu ortamın rüya olup olmadığını anlamanın yolunun, o anda bulunduğu yere nasıl geldiğini hatırlamaya çalışması olduğunu söylüyor.
bunun dışında eames i ekibe katmaya çalıştığı yerde birden birileri cobb u kovalamaya başlıyor ki bu adamlar tıpkı fischer ın rüyasındaki korumalara tarz olarak ciddi şekilde benziyor. yine aynı sahnede kaçarken girdiği bir cafe de zencilerin dik dik ona bakması ve üzerine yürümesi filmin başlarında mimar kızın rüya içinde başına gelen olayla ( mal’ın kızı bıçaklaması ) çok paralellik gösteriyor.
cafeden çıktıktan sonra adamlardan kaçarken daralan bir duvardan geçmesi tipik bir rüya sahnesi. hele duvardan geçtikten sonra saito ile karşılaşması normal bir mantıkla açıklanacak bir durum değil.
en bomba sahne ise yusuf u işe alırken indiği bodrum katındaki mekan. bir sürü uyuyan insan, garip yaşlı bir adam ve herkesin bunu doğal karşılaması. daha sonra burada kimyasalı deneyen cobb un uyandıktan! sonra banyoda yüzünü yıkarken çocuklarını görmesi geçek dünya diye izlediğimiz şeyin aslında geçek dünya olmadığının en büyük işareti.
mal ın oteldeki intihar sahnesine girmiyorum bile. karşıdaki bina ne? mal orayı nasıl tutmuş? tam bir saçmalık ve tam bir rüya ortamı.
japonun tek telefonla cobb u aranılanlar listesinden çıkartması, cobb u hava alanında babasının karşılaması gibi daha bir çok daha var filmde gözümüze sokulan.
bunlar dışında rüya makinesinin boktan tasarımı ve kurgudaki kopukluklar kesinlikle nolan gibi bir yönetmenin yapacağı hatalar değil. bunlar da tüm filmin cobb un rüyası olduğuna yapılan göndermeler.
kısaca inception cobb un suçluluk duygusu üzerine kurulmuş, zaman zaman felsefi ve dini göndermeler ile süslenmiş bir film. filmin sonundaki totem in düşüp düşmemesi zaten bu gözle izleyince önemini kaybediyor. cobb un totemi yüzük ya da topaç değil. cobb un totemi suçluluk duygusu.
bu filmin hakettiği başyapıt sıfatını kazanması için bir directors cut yayınlanması gerekli sanırım. zira büyük çoğunluk hala totemin düşüp düşmediğine ve film içerisinde bilinçli olarak yapılmış tutarsızlıklara takılmış durumda.

(improbability, 18.08.2010 11:37 ~ 11:51)teorilerin içinde en akla yatkın olanı filmin tamamının cobb un rüyası olması hatta tamamının onu – karısının başına gelen her ne ise – suçluluk duygusundan kurtarmak üzere cobb üzerinde inception yapılması. fischer falan hikaye yani. nolan’ın dehası da tam burada ortaya çıkıyor. tıpkı kendi rüyalarımızda olduğu gibi birçok saçma şeyi çok mantıklıymış gibi izliyoruz.
mesela olayların nerede ve hangi tarihte geçtiği bilinmiyor. filmin başında cobb mimar kıza bulunduğu ortamın rüya olup olmadığını anlamanın yolunun, o anda bulunduğu yere nasıl geldiğini hatırlamaya çalışması olduğunu söylüyor.
bunun dışında eames i ekibe katmaya çalıştığı yerde birden birileri cobb u kovalamaya başlıyor ki bu adamlar tıpkı fischer ın rüyasındaki korumalara tarz olarak ciddi şekilde benziyor. yine aynı sahnede kaçarken girdiği bir cafe de zencilerin dik dik ona bakması ve üzerine yürümesi filmin başlarında mimar kızın rüya içinde başına gelen olayla ( mal’ın kızı bıçaklaması ) çok paralellik gösteriyor. cafeden çıktıktan sonra adamlardan kaçarken daralan bir duvardan geçmesi tipik bir rüya sahnesi. hele duvardan geçtikten sonra saito ile karşılaşması normal bir mantıkla açıklanacak bir durum değil.
en bomba sahne ise yusuf u işe alırken indiği bodrum katındaki mekan. bir sürü uyuyan insan, garip yaşlı bir adam ve herkesin bunu doğal karşılaması. daha sonra burada kimyasalı deneyen cobb un uyandıktan! sonra banyoda yüzünü yıkarken çocuklarını görmesi geçek dünya diye izlediğimiz şeyin aslında geçek dünya olmadığının en büyük işareti.
mal ın oteldeki intihar sahnesine girmiyorum bile. karşıdaki bina ne? mal orayı nasıl tutmuş? tam bir saçmalık ve tam bir rüya ortamı.
japonun tek telefonla cobb u aranılanlar listesinden çıkartması, cobb u hava alanında babasının karşılaması gibi daha bir çok daha var filmde gözümüze sokulan.
bunlar dışında rüya makinesinin boktan tasarımı ve kurgudaki kopukluklar kesinlikle nolan gibi bir yönetmenin yapacağı hatalar değil. bunlar da tüm filmin cobb un rüyası olduğuna yapılan göndermeler.
kısaca inception cobb un suçluluk duygusu üzerine kurulmuş, zaman zaman felsefi ve dini göndermeler ile süslenmiş bir film. filmin sonundaki totem in düşüp düşmemesi zaten bu gözle izleyince önemini kaybediyor. cobb un totemi yüzük ya da topaç değil. cobb un totemi suçluluk duygusu.
bu filmin hakettiği başyapıt sıfatını kazanması için bir directors cut yayınlanması gerekli sanırım. zira büyük çoğunluk hala totemin düşüp düşmediğine ve film içerisinde bilinçli olarak yapılmış tutarsızlıklara takılmış durumda.
http://inceptionmovie.warnerbros.com/thecoboljob/

http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=inception

Categories: Genel Tags:
  1. Salı, 12 Eki 2010 zamanında 02:12 | #1

    inception’a dair üretilen teorilere dair bir derleme:

    http://gueneslipazartesiler.blogspot.com/2010/08/inceptioni-nasil-bilirsiniz.html

  2. admin
    Pazar, 17 Eki 2010 zamanında 18:19 | #2

    Link için teşekkürler. Geçenlerde Gökhan la tekrar konuşmamızda , bir yerden okuduğu anekdot u benle paylaştı. Di Caprionun totemi aslında yüzüğü. Sıkça gördüğümüz topaç karısı “Mal” nın totemi. Kafa karıştırıcı yorumlara yenisi daha ekleniyor :D

  1. şimdilik geri bağlantı yok